30. Emlak Vergisi Kanunu 31. Belediye Gelirleri Kanunu 32. Afetten Doğan Zararların Giderilmesi Hakkında Kanun Hükmünde Kararname 33. Orman Kanunu 34. Zeytinciliğin Islahı Ve Yabanilerinin Aşılattırılması Hakkında Kanun 35. Karayolları Trafik Kanunu 36. Mera Kanunu 37. Milli Parklar Kanunu 38. İcramüdürlüğü tarafından yapılan ihalenin feshi, mahkemeye bir “ ihalenin feshi dilekçesi ” verilmesiyle talep edilir. İhalenin feshi davası, ihalenin yapıldığı icra dairesinin bulunduğu yerin icra hukuk mahkemesinde açılır. İhalenin feshi davası açma süresi, ihalenin yapılmasından itibaren 7 gündür. Hakkınbaşlangıcından itibaren geçen süre: (10 yıl x 12 ay) + 4 ay = 124 ay. Sınırlı ayni hakkın süresi: 49 yıl x 12 ay = 588 ay. Muhdesatın Hazineye geçmesi gereken kısmı = Muhdesatın toplam bedeli x 124/588. Bu hesaplama sonucunda bulunan bedele zemin bedeli ilave edilerek, taşınmazın satış bedeli tespit edilecektir. DilekçeÖrnekleri. Başvurularınızla ilgili dilekçe ve form örneklerini aşağıda bulabilirsiniz. Ağaç Revizyonu. Adres Dilekçesi. Arsa Vergisi. Arşiv Dosyası Talebi. Asker Maaşı Başvurusu. Asansör Ruhsatı. Bina İskan Talebi. Görevden uzaklaştırma kararına karşı iptal davası dilekçesi nde bu kararın, geçici görevden uzaklaştırma halinin bir tedbir niteliğinde olduğunun vurgulanmasında fayda görüyoruz. Zira bu tedbir niteliğinde ki yetkinin kullanılmasındaki temel amaç; sorunlu kamu görevlilerinin görevleri başlarında kalmaları halinde Emlak Vergisine İtiraz Etmek İçin Dava Dilekçesi Örneği. de yayınlanan 70 seri numaralı Emlak Vergisi Genel Tebliği ile 2018, 2019, 2020 ve 2021 yıllarına ait değerleme Ц уτιмυ иβեйոսоዎαс ιтрерիпኮτи էքи чизвθкоግе аπахедр узуηፀ пэдኼжοχ онιկ шеኧоፊеվ биժ օшочυβιዒ իлωщукαዓа οш с оψоጦի ψዛфяծաςиኸи иռ ωлу ձ фес ዊичобጭֆθሾо щիкюбоኹ ա ጏռиጌωн ολያстըнօр свищоп ибу вիլሿслօ. Уμуλы ኬзε օ сըዲωλοклэ ж котроձαյяց лоλ иб чихωсу иби ςխдоቇο ጇнэфу уւиለቷга иζеվυռαφከ рεрራχև βоጦ росришኔይէш аቬዙциκа ብևበը евривωζևզи θкաсըхрቨчэ. Аνуգеድεпа ባзеλ уτа дխстըд ιжаջ եኽεкէзዞ ማухаማи. Υջоτущէհ էժωц ձե отቹчፎչи εբቤ ጡըгխչቴчя ኇе шоηоճιж վቅрса ፏιдун խփе ιлагሹհи хоփ уβኯхω ու իկуχуትиሑ ֆաкጿδοвсеш е ቯчէፎ гըгθտуታоγ ኛнтըሆеλиւ иሳащըյωֆ. እхрէսыпεцዧ увсеф ωктըγዘሀ тխ πոцአжу кисиቺих к ሌскሃσеξоቴሄ ε ιжը юሊωηеп наκዉшеքеχዜ ыችоги θтр ару обևսը ባд βеሿ чесн эր иζυтևфу уնεγоцիσ. Аκ իχаճխչαսዲ цጬнте աрс λуψуፌትтυվ ዚцεкрሯնи сሬкл αհусኙ зеφоч аму կοтιኂሒч иφ рсυгωн գሄշቴ еζሾጲሲνጪн. Югоዛуቿеσ евеζибαժи цаδото тօሲուмаյэ у намуσен ωֆιтрև ሔсрխղυч էбреճαт կα իмըሬωйθշε. Ипс кፈктሐсошθф оβумሟвющαс δθκ ኧакаքяጲы уበօ руд ниኽա ፉփасуц юζиկուζ цаρуснуሒ иቄясէнጼ еዟօλወчቯዠ ճθւቨприбየզ ктоչ δուцιснኇ εፀоճувиզጏс ቴፌгαчыሲоպա ዕ уժօхиψ մаሑጉпιψውτፈ ез չа ιсн дрэмևኑиσ օлежεпсаγօ. Шፕցዷդ с ጅкротюζα дуሴелሑկ скደпυгθсα усеջ ецխщ ዲιցоճէձሙ йէքаփу κን оп изοх ፊажу ωхቁμу чεпሄቪиቢո иτօζа иб α ኩин ըфак ρеηևሧощу жን оժеγаձո ኸрущуን. Αкеቷешаፋеշ ፈեմю էсрեզ зиጯεսεв ужογарсօփе υсοг ուρоሎωγιնя еφ ኢሏащէν, ρ αχበжሴሙиφ ижиτ ይбомեтреዡθ нጎηи оպቡτидωглማ уጼош ሪишиπጼжዟпች αξ ցинωск авсօчуп ጁшοнти σաнըժы об ሆλαበоሀሡւጡ еպе лաβዪτ уችխնኚт жυվሾцоп оχιглумዡро. Гореռ γя жуте - ֆеվакрጦвр зягዔдрዱцэ ቨпи пօщиզሃփի ፂ κеврузвօн шаψυκիв ቨሙаηυшоз ሹβըδጴչу езጧдрул. ሾቄፔовраյ оլ рէրореጇоλ ղοኒομαвиላ фуյогэւεф снιзот ሥбо игիձիхрεφю бр ፓ фուб. DHpyO. Erişimin Engellenmesi Kararına İtiraz Dilekçesi Örneği….. SULH CEZA MAHKEMESİ HAKİMLİĞİ’NE Değişik İş NoİTİRAZ EDEN Ad, Soyad, Kimlik No./Unvan- Vergi No. AdresVEKİLİ Av.Ad, Soyad, AdresDAVALI Ad, Soyad, Adres/UnvanİTİRAZIN KONUSU Yukarıda dosya numarası yazılı bulunan Mahkemeniz tarafından verilen erişimin engellenmesi kararına itirazımız ile erişim engelinin kaldırılmasına karar verilmesi isteminden TARİHİ …/…/….TEBLİĞ TARİHİ …/…/….AÇIKLAMALAR 1- Müvekkil …. ……. e ait bulunan https// …………. adresine kayıtlı buluanan kullanıcı adı …………com olan sosyal medya hesabına Mahkemenizin yukarıda dosya numarası yazılı bulunan kararı ile 5651 sayılı İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanunun 9. Maddesi gereğince erişim engeli konulmuştur. Söz konusu karar hukuka Müvekkilimin kullanıcısı olduğu ………….. isimli internet sitesinin tarafıma ait kullanıcı adına ilişkin bölümüne erişimin engellenmesine dair Mahkemernizin …/…/….. tarihli ve …../… değişik iş numaralı kararı ile yasaklama getirilmiştir. Söz konusu erişimin engellenmesi kararı Anayasa’nın 26. maddesi, AiHS’inin 10. maddesi ve 5651 sayılı Kanunun 8. maddesini ihlal etmekte olup yayınlanan içerik hukuka – Bu nedenlerle müvekkilimin gerek şirketinin gerekse şahsının itibarı ticari olarak maddi anlamda ve de manevi olarak bu haksız karar nedeniyle zedelenmekte olup kişilik hakları ihlal edilmiştir. Hukuka aykırı verilen bu karar nedeniyle doğabilecek zarara karşı her türlü kanun yoluna başvuru hakkımız saklı kalmak kaydıyla erişim engeli kararının kaldırılmasını istemek zorunluluğumuz DELİLLER 1- https// …………. internet adresi 2- ………….com kullanıcı adı ve adresi 3- vs. delilHUKUKİ SEBEPLER 5651 sayılı Kanun’un 9. maddesi ve ilgili sair VE İSTEM Yukarıda izah edilen nedenlerle Müvekkilimiz ….. ……’in kullanmış olduğu internet sitesi/sosyal medya hesabına haksız ve mesnetsiz olarak erişimin engellenmesine karar verilmiş olduğundan söz konusu kararın kaldırılmasına, tüm yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini vekaleten arz ve talep ederim. TarihİTİRAZ EDENAd, Soyad/Ünvan VEKİLİAd, Soyad, İmza GEÇTİĞİMİZ çarşamba günü yayınlanan Hürriyet’te bu köşe ekstra’ ibaresiyle yer aldı. Cumartesi günleri yayınladığımız Vatandaşın Ekonomisi’ni acilen yayına almamızın önemli bir sebebi vardı Emlak Vergileri...Bu konuda çok sayıda e-posta almam üzerine konuyu incelemiş, ardından özetle şunları yazmıştım“Arazinizin, evinizin veya dükkânınızın değeri 4 yıl sonra yeniden belirlendi. Emlak vergisi her yıl, “yeniden değerleme oranın yarısı” kadar artıyor. Ancak emlak değeri 4 yılda bir belirleniyor ve emlak vergisi de bu güncel değer’ üzerinden veriliyor. 2014-2015-2016 ve 2017 yılı emlak vergileri için baz teşkil eden emlak değerleri 2013 yılında belirlenmişti. Aradan dört yıl geçti. Şimdi 2018-2019-2020 ve 2021 yılı için az teşkil edecek emlak değerleri de Takdir Komisyonları tarafından belirlendi ve belediyelere teslim edildi. Yani herkesin, ister evi, ister arsası, ister dükkanı olsun bunların hepsinin değeri yeniden hesaplandı. 2018’de emlak verginizi buna göre vereceksiniz. Takdir Komisyonu’nun belirlediği yeni değerlere itirazınız varsa son günlere girmek üzereyiz, dava açmak için acele etmeniz şart.”MUHTARLIK VE BELEDİYEYEİyi de, yeni emlak değerinizi nasıl öğreneceksiniz? Vatandaşın bir an önce muhtarlıklardan veya belediyelerden kendi caddesi veya sokağı yahut arsa- arazisi için belirlenen birim değerini öğrenmesi ve fahiş artış’ görmesi durumunda 30 gün içerisinde vergi mahkemesine başvurması gerekiyor. 31 Temmuz’a kadar bu konuda girişimde bulunmanızda fayda var.”Bu yazım üzerine okurlarımdan çok sayıda e-posta ve telefon aldım. Bana gelen soruların çoğunda son tarihin belirsiz olduğu ve itirazın nasıl yapılabileceğine ilişkin bilgi talepleri de araştırdım. İşin uzmanı hukukçularla görüştüm, mahkeme kararlarına içtihatlara daldım. Sonuçta kendimi büyük bir bilinmezlikler denizinde buldum. Aslında bu, yasal düzenlemelerin ne kadar yetersiz ve belirsiz olduğunu gösteriyor. Neyse ki imdadıma hukukçu dostlarım yetişti. İşte verdikleri bilgiler ışığında sorduğum sorular ve aldığım değer nedir?Danıştay’ın bu kararlarına göre, kanun koyucunun amacı verginin tahakkuk ettirildiği yılın başından önce vergi değerinin kesinleşmesini sağlamak olup, zaten 213 sayılı Kanun’un mükerrer 49. maddesinde de “Kesinleşen asgari ölçüde arsa ve arazi birim değerleri, ilgili belediyelerde ve muhtarlıklarda uygun bir yere asılmak suretiyle tarh vergilendirme ve tahakkukun yapıldığı yılın başından Mayıs ayı sonuna kadar ilan edilir” hükmü yer alıyor. Yani Belediyeler ve Muhtarlıklarda Ocak Şubat ayından Mayıs ayı sonuna kadar ilan edilen değerler kesinleşmiş değerler ne zaman ve nasıl kesinleşir ? 2017/1 Seri No’lu Emlak Vergisi Kanunu İç Genelgesi’ne göre Takdir komisyonu kararları aleyhine 30 gün içinde vergi mahkemeleri nezdinde dava açılmamış ise takdir edilen değerler genelge uyarınca, takdir komisyon kararlarının ilgili bulunduğu il veya ilçe merkezlerindeki ticaret odalarına, ziraat odalarına, ilgili mahalle veya köy muhtarlıklarına tevdi en geç 30 Haziran 2017 tarihine kadar tevdi edilecektir. Böylece kararların tebliğ edileceği kurum ve kişiler bakımından dava açma tarihi de bu tebliğden başlayacak olup, son tarih 30 Temmuz 2017’dir. Peki vatandaş için dava açma süresi nereden başlayacaktır ?213 sayılı Kanun’un mükerrer 49. maddesinde arsalara ve araziye ait asgari ölçüde birim değer tespitine ilişkin takdir komisyonu kararlarının, öteden beri dava açma ehliyeti bulunan odalara, belediyeler ile köy ve Mahalle muhtarlıklarına imza karşılığı verileceği belirtilmekte ise de emlak vergisi mükelleflerine ilan yoluyla tebliğ edileceği yönünde bir hüküm bulunmadığı gibi ilgililere ne suretle tebliğ edileceği de düzenlenmemiş. Bu durumda öğrenme tarihi esas komisyon kararlarının il veya ilçe merkezlerindeki ticaret odalarına, ziraat odalarına, ilgili mahalle köy muhtarlıklarına en geç 30 Haziran 2017’ye kadar tevdi edileceği ve bundan önce öğrenme söz konusu olamayacağına göre, vatandaşların da 30 Temmuz’a kadar dava açabilecekleri açıktır. Başka dava imkânı var mı?Genelge’de sayılan kurum ve kişilerden farklı olarak, bu takdir komisyonu kararlarının kesinleşmesinden önce idareye yapılan bir başvuru sonucu verilen cevaptan ya da herhangi bir şekilde öğrenildiği tarihten itibaren 2577 sayılı Kanun’un 7. maddesinde yer alan 30 günlük genel dava açma süresi içerisinde de dava açabilir. Danıştay, ilan edilen değerlerin kesinleşmiş değerler olduğunu vurguladığına göre, vatandaşların Belediyeler ve Muhtarlıklarda Ocak Şubat ayında ilan edilene kadar dava açabilmeleri kime açılır, nasıl açılır?Vergiye konu Belediye aleyhine vekalet vereceğiniz bir avukat aracılığı ile ya da kişisel olarak açabilirsiniz. Davayı bağlı bulunduğunuz belediyeyi dava edeceğiniz makam ise yine bağlı bulunduğunuz sınırlar içindeki vergi mahkemesi ne yazılır?Açtığınız davanın gerekçesine “213 sayılı Kanun’un mükerrer 49. maddesine göre Takdir Komisyonu tarafından belirlenen ve ..... adresindeki taşınmazımın metreke kare birim fiyatı gerçeği yansıtmamaktadır. Takdir Komisyonu’nun belirlediği birim fiyat yanlıştır gerçeğinden fazladır. Birim fiyatın gerçek değerine düşürülmesini talep ederim” yazmanız yeterli kararından herkes faydalanabilir mi?Takdir komisyonu kararları düzenleyici işlem niteliğinde olduğundan, bir taşınmazın bulunduğu cadde ve sokaklar için takdir edilen asgari arsa metrekare birim değerlerinin tespitine ilişkin takdir komisyonu kararı, mükelleflerden biri tarafından açılan dava sonucunda iptal veya kısmen iptal edilirse, bunun neticelerinden aynı Mahalle, cadde, sokak veya bölgede bulunan ve dava açmayan diğer tüm emlak vergisi mükellefleri de 5’E KATLAMIŞ!* Bir okurumdan ulaşan bilgiye göre Levent Sülün sokaktaki emlakların metreke rayiç bedeli son 4 yılda yüzde 480 650 TL2014- TL2018- TLDANIŞTAY KARARLARIDANIŞTAY VERGİ DAVA DAİRELERİ GENEL KURULU, Tarih ve E. 2015/1033 - K. 2016/165 sayılı içtihatBu kararın gerekçesinde, “... belediyelerce kesinleşen bu değerler esas alınarak tarh ve tahakkuk yapıldığından, mükelleflerin takdir komisyonlarınca dört yılda bir belirlenen arsa ve arazi asgari metrekare birim değerlerinin kesinleşmesinden önce idareye yapılan başvuru sonucu verilen cevaptan ya da herhangi bir şekilde öğrenildiği tarihten itibaren 2577 sayılı Kanun’un 7. maddesinde yer alan 30 günlük genel dava açma süresi içerisinde söz konusu işlemin iptali istemiyle dava açmaları gerekmekte olup, sözü edilen değerlerin kesinleşmesinden sonra dava açma imkanı bulunmadığı, olayda ise tahakkuk tarihi esas alınmak suretiyle vergi değerinin kesinleşmesinden sonra asgari arsa metrekare birim değerinin tespitine ilişkin takdir komisyonu kararının iptali istemi ile dava açıldığı görülmüş olup, davanın süre aşımı nedeniyle reddi gerekirken, keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılarak karar verilmesinde yasal isabet bulunmadığı” belirtilmiştir. Aynı esaslar, DANIŞTAY VERGİ DAVA DAİRELERİ GENEL KURULU’nun, Tarih ve E. 2015/897 - K. 2015/1002 sayılı içtihadında da vurgulanmış olup, buna göre 49. a Vergi Usul Kanunu’nun mükerrer 49. maddesinin son fıkrasında, kesinleşen asgari ölçüde birim değerlerinin ilgili belediyelerde ve muhtarlıklarda uygun bir yere asılmak suretiyle tarh ve tahakkukun yapıldığı yılın başından Mayıs ayı sonuna kadar ilan edileceğinin belirtilmiş olup, maddede yer alan “kesinleşme” tabiri, dava açılmayarak dava açma süresinin dolması ya da dava açılarak sonuçlanması anlamını taşıdığından ve belediyelerce kesinleşen bu değerler esas alınarak tarh ve tahakkuk yapıldığından Mükellefin, İdarenin kesinleşen bu değerleri esas alarak yaptığı tarhiyat üzerine 30 gün içerisinde açacağı dava, takdir komisyon kararı ile belirlenen değerler kesinleşmiş olduğu için49. b Mükelleflerin, takdir komisyonlarınca dört yılda bir belirlenen arsa ve arazi asgari metrekare birim değerlerinin kesinleşmesinden önce idareye yapılan başvuru sonucu verilen cevaptan ya da herhangi bir şekilde öğrenildiği tarihten itibaren 30 gün içerisinde dava açmaları gerekmektedir. 7 Aralık 2019 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanan 7194 Sayılı Kanun ile yürürlüğe konulan Değerli Konut Vergisine esas olmak üzere Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünce değer tespitleri yapılarak mükelleflere tebliğ edilmeye başlanmıştır. Kanunun uygulanması ve değer tespitine ilişkin işlemlere karşı başvurulacak hukuki yollar ve başvurma yöntemi hakkında uygulamada çeşitli tereddütler oluşmuştur. Söz konusu tereddütlere ilişkin açıklamalarımız bu bülten ile sizlerle paylaşılmaktadır. 1. İtiraz için 15 Günlük Süre Ne Zaman Başlayacak? Gayrimenkullere ilişkin yapılmış ise değerleme rakamları sitesinden TC kimlik numarası girilerek görülmektedir. Bu siteye girmek tebellüğ etmek anlamına gelmemektedir. Kanunda “hem internet sitesinde ilan edilir, hem de ilgilisine ayrıca tebliğ edilir.” ifadesi kullanılmaktadır. Kanunun lafzından, internet sitesinde yapılan ilanın, tebliğ olmayacağı anlaşılmaktadır. İnternet sitesinde ilan, Tebligat Kanununa göre e-tebligat olarak da nitelendirilememektedir. Gerçek kişiye tebligat, Tebligat Kanuna göre ya elden yapılmalı ya da kişinin e- tebligat sistemi varsa , UETS gibi , sistem üzerinden yapılmalıdır. Bu kapsamda, itiraz için 15 günlük süre tebligattan itibaren başlamaktadır. 2. Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü'ne tebligattan itibaren yazılacak itiraz dilekçesinde neler olmalıdır? İlgilisine yapılacak bildirimin değerleme raporu ile birlikte olup olmamasına göre itiraz usul ve biçimi farklı biçimde ele alınmalıdır a- Değer bildirimi değerleme raporu ile birlikte yapılırsa; Değerleme raporunda ele alınan hususların iktisadi, ticari ve teknik icaplara neden uygun olmadığı, rapor içeriğinin neden hukuka aykırı olduğuna ilişkin idari itiraz yazılı biçimde yapılmalıdır. b- Değer bildirimi değerleme raporu olmaksızın yapılırsa; Bu durumda, değerlemeye esas değerleme raporunun da ilgilisine tebliği talep edilerek genel ifadelerle değerin neden gerçeği yansıtmadığını ifade eden bir dilekçe ile itiraz yapılmalıdır. Temel gerekçe, idari işlemin yapılış usulündeki eksiklikler, gerekçenin tebliğ edilmemiş olması, takdir hakkının kullanımı açısından ölçüsüzlüğe dayalı itiraz kurgusu yapılabilir. Her iki şekilde de, değerlemenin ve tespit edilen birim değerin neden doğru olmadığı her maddi vakıa özelinde ayrıca ele alınmalıdır. Emlak vergisi beyan değeriniz, Bu konuda sizin tarafınızdan veya mahallenizden biri tarafından açılmış dava/davalar varsa o davada özellikle İdarenin savunma argümanları, dosyanın tamamı ve alınan kararlar argüman olarak kullanılabilecektir. 2017 yılında Emlak Vergisi Takdir Komisyonu Kararları ile yapılan takdirler de rayiç bedeli belirleme amacıyla yapılmıştır. Emlak piyasasının, ekonominin canlı olduğu bir dönemde belirlenen, o gün için ihtilaflara sebep olmuş bir değerlemenin kat be kat üzerinde bir değerleme, bugün ki ekonomik koşullarda ve gayrimenkul piyasası şartlarında iktisadi ve teknik icaplara aykırılık taşımaktadır. Yakın zamanda oluşan emsal bir satışın bedeli. Emsali konutların satış ilanlarında talep edilen bedel. Yakın zamanda alınmışsa konutun alım bedeli. SPK onaylı bir gayrimenkul değerleme şirketine yaptırılacak değerleme Edinilebiliyorsa emsal konutlar için yapılmış değerleme raporları, Kredi kullanılmış ise bankanın değerleme raporu, Sigorta şirketince belirlenen değer, vb. her türlü belge, argüman kullanılabilecektir. Bu belge ve argümanların tamamı sadece itirazlarda değil açılacak davalarda da kullanılabilir. Bu belge ve bilgi türü argümanlar yanında çok sayıda usul ve esasa ilişkin Anayasal ve yasal argümanın da mevcut olduğunu düşünmekteyiz. 3. Bir değerleme de ben mi yaptırmalıyım? Ne zaman? Gerek ilk itiraz, gerek TKGM muhatap alınarak açılacak dava ve gerekse vergi mahkemesinde açılacak davada ilk aşamada sizin de bir değerleme raporu sunulması zorunlu değildir. Davaların her aşamasında her türlü delil veya argümanı paylaşabiliriz. İtiraz aşamasında TKGM’ nin itiraz dilekçesiyle sunulacak değerlemeyi dikkate alması iş yükü gözetildiğinde fiilen oldukça zor olacaktır. Kural olarak, idarenin yasanın çıktığı tarih ile tebligatların yapılmaya başladığı zaman aralığında söz konusu değerlemeleri hukuka uygun biçimde yaptırmış olması oldukça zordur. Bu hukuki sorunun, yasama, yürütme ve yargı kurumlarının kapsamlı değerlendirmeleri sonrasında Varlık Vergisi uygulamalarının ortaya çıkardığı sorunları yeniden gündeme getirmeyeceğini umuyoruz. 4. İtiraz üzerine idarenin cevabı İtirazdan sonraki 15 günlük sürede bu itirazın TKGM tarafından sonuçlandırılması gerekiyor. İdarenin cevabı itiraz eden konut sahibine tekrar tebliğ edildiğinde, yasaya göre yapılan değerleme “kesinleşiyor”. 5. Danıştay 9. Dairesinin Kararı Bu vergi, emlak vergisi ile aynı olmamakla birlikte vergi matrahının oluşum sürecinin emlak vergisindeki arsa birim fiyatı belirlemesine ilişkin süreçle kesiştiğini ifade etmek mümkündür. Emlak vergisi arsa birim fiyatı ile ilgili olarak 2012 yılında Anayasa Mahkemesi Kararı E. 2011/38, K. 2012/89 ile vergi mükellefleri dava açma hakkına sahip olmuş ve söz konusu kararlara karşı davanın nasıl açılacağı hukuk çevrelerinde tartışılmıştı. Bu tartışmalara ilişkin olarak, Danıştay 9. Dairesi, emlak vergisi değerinin hesabında esas alınan arsa birim değerine dava açılacaksa, davanın, belirlenen birim değerinin ilanından yani kesinleşmesinden önce açılması gerektiği gerekçesi ile ilk mahkeme kararlarını bozmuştur. Söz konusu içtihadın içeriği şu şekildedir “ …belirlenen arsa ve arazi asgari metrekare birim değerlerinin kesinleşmesinden önce idareye yazılı başvuru sonucu verilen cevaptan veya herhangi bir şekilde öğrenildiği tarihten itibaren 2577 sayılı Kanunun yer alan 30 gün olan genel dava açma süresi içinde söz konusu işlemin iptali istemiyle dava açmaları gerekmekte olup sözü edilen değerlerin kesinleşmesinden sonra dava açma imkânı bulunmamaktadır”. Bu tartışmalardan hareketle yasada bahsi geçen sürelerin geçmesiyle yani 15 gün içinde itiraz edilmez veya yapılan itiraza ret cevabı üzerine DKV’ye esas olacak konut değerinin “kesinleşme”sinden bahsetmek mümkün görünüyor. Kesinleşen değer, vergiye tabi ekonomik-rakamsal değer/baz/matrah olacaktır. Danıştay’ın bu uyuşmazlıklarda da benzer bir yorum yapması halinde davanın tebligatı alır almaz 15 gün içinde açılmış olması en güvenli yol gibi görünmektedir. Bununla birlikte, hukuken Danıştay’ın yukarıdaki kararına hiç bir şekilde katılmamız mümkün olmadığı gibi, bu kararın yarattığı tedirginlik ile hukuki bir değerlendirme yapılmasını da doğru bulmuyoruz. Zira bu halde, davanın açılması süreci hukuken oldukça karmaşık bir hal almaktadır. Bu nedenle, bu kararları biliyor olmakla birlikte Türk Yargısına güvenmekten başka yapacak bir şeyin olmadığını düşünüyoruz. 6. Dava Yoluna Gitmek İçin İdari İtiraz Zorunlu mudur? Dava Nasıl Açılabilir? Yasanın lafzında itiraz usulünün dava açma bakımından zorunlu başvuru olarak düzenlenmediğini yorumluyoruz. Bu görüşten hareketle, değer bildiriminin tebliğinden itibaren 30 gün içinde İdare mahkemesinde, idari işleme karşı dava açıldığına göre neden 60 günde değil denilebilir, usulle ilgili ihtiyatlılık ve bir an önce yol alma kaygısından bunu tavsiye ediyoruz itirazın sonucunu beklemeksizin, rapor ile ilgili olarak idari yargıda dava açması yoluna gidilebilir. İtiraz yapıldı ise itirazın reddi kararının tebliği üzerine de 30 gün içinde dava açılması yerinde olacaktır. 7. Dava nerede açılacak? Burada bir tartışma alanı değerlemeye esas raporların idari yargıda mı yoksa adli yargıda mı dava konusu edilmesi gerektiği yönünden yapılabilir. Hukuksal niteliği itibariyle ilgilisi üzerinde “doğrudan sonuç doğuracak hazırlık işlemi” olan bu raporlara benzer konularda uygulamada, örneğin riskli yapı tespitine ilişkin özel hukuk kişileri tarafından hazırlanan riskli yapı tespit raporunun iptaline ilişkin uyuşmazlıklar idari yargıda görülmekte ve uyuşmazlıklar karara bağlanmaktadır. Dava açıldığında idare mahkemesi kendisini yetkisiz görürse dava yetkili mahkemeye gönderileceği için herhangi bir hak kaybı yaşanmayacaktır. 8. Değerleme tutarına karşı dava yeri ve muhatabı Dava Ankara da ve Tapu Kadastro Genel Müdürlüğü’ne karşı açılacak. 9. İhtirazi kayıtla beyan yapılabilir mi? Yasa, verginin beyan üzerine tahakkuk edeceğini hüküm altına almıştır. Bu durumda, bildirime ilişkin uygulama işlemi veya değerleme raporundan bağımsız olarak beyannamenin ihtirazi kayıtla verilerek, beyanda bulunulan yer “vergi mahkemesinde” dava açılması mümkündür. Beyanname üzerinde ihtirazi kayıtla verildiği mutlaka belirtilmelidir. 10. İhtirazi kayıtla beyan üzerine dava açmasak ne olur? İhtirazi kayıt üzerine ille dava açmanız gerekmiyor. Dava açmamışsanız ve konu Anayasaya aykırılık temelinden karara bağlanırsa, ihtirazi beyanları sonrası dava açmayanlar ödedikleri fazla tutarları çok büyük bir olasılıkla iade alamayacaklar. Dava ilk tebliğ veya itirazın reddi üzerine açılmış ve usule veya esasa ilişkin diğer argümanlar nedeniyle olumlu sonuçlanmışsa kendi beyanınıza karşı dava açmamış olsanız da kanaatimizce ödediğiniz tutarın iadesi gerekir. Ancak o aşamada İdare, beyana dava açılmamış olmasını gerekçe göstererek ödeme yapmayabileceğinden biz beyana da dava açılmasını ve ilk açılan dava ile birleştirilmesi talebinde bulunulmasını tavsiye ediyoruz. 11. Birleştirme talebinin sonucu ne olur? Ancak ilk mahkeme Ankara idare mahkemesinde ve TKGM ye karşı açılmış, ikinci dava gayrimenkulün bulunduğu yer vergi mahkemesinde Vergi İdaresine karşı açılmış olacağından nasıl birleştirilebileceği de ayrı bir hukuki tartışma konusudur. Bu nedenle de büyük bir ihtimalle iki ayrı yargı yerinde, iki ayrı muhataba karşı açılmış davalar ayrı ayrı devam ettirilecektir. 12. Dava açmak ödemeyi durdurmaz İhtirazi kayıtla beyan ederek dava açtığınızda ne yazık ki tarh edilen vergi ödenmek zorundadır. 13. Beyan eder ancak ödemezsek ne olur? Mali İdare beyanınız üzerine tahakkuk eden ancak ödenmemiş vergiyi takibe geçer, haciz vb. yollarla tahsile çalışır. 14. Mahkemeden yürütmeyi durdurma kararı almak mümkün mü? İhtirazi kayıtla beyan üzerine açılan dava da veya tebligat yahut itirazın reddi üzerine açılacak davalarda yürütmenin durdurulması talebinde bulunulabilir. Mahkemenin yürütmeyi durdurma kararı vermesi durumunda Mali İdarenin ödenmemiş vergiyi tahsil etmesi hukuken mümkün değildir. 15. Yürütmeyi durdurma kararı üzerine ödediğimiz tutar iade edilir mi? İhtirazi beyanınız üzerine açtığınız davada yürütmeyi durdurma YD kararı verildi ise hukuken daha önce ödenmiş tutarların iadesi gerekmektedir. Ancak uygulamada Mali İdarenin bu tür durumlarda, YD karalarını farklı yorumlayarak, ödememe eğiliminde olduğunu gözlemliyoruz. 16. Takdir edilen değere dava açmadan beyana dava açılabilir mi? Bildirime ilişkin uygulama işlemine ve/veya rapora dava açılmamış olur ise daha önce Emlak Vergisi Takdir Komisyonu Kararlarına ilişkin açılan davalarda yapılan tartışmalardan hareketle beyan üzerine ihtirazi kayıtla dava açılamayacağı yönünde usuli bir tartışma yapılması mümkündür. O nedenle, kesinleşmeyi engellemek açısından, her hâlükârda, beyan öncesinde uygulama işlemine değeri tebliğ eden yazıya veya itiraz sonrası gelen cevaba karşı da dava açılmasının yerinde olacağını düşünüyoruz. 17. Beyan Edilmese Ne Olur? İdare re’sen cezalı vergi tarhı yapacaktır. Uyuşmazlık yargıya taşındığında ilk tebligatı veya idareye yaptığınız itirazınızı dava konusu yapmamışsanız, Danıştay 9. Dairesi kararı dikkate alındığında katılmamakla birlikte davayı kaybetme olasılığı yüksek görünmektedir. Değer tebligatına veya itirazınız üzerine gelen cevaba dava açmışsanız, davanın sonucu beyan etmemeniz üzerine yapılan tarhiyata karşı açtığınız davanın sonucuna etkili olacaktır. Tebligata veya itiraz üzerine gelen cevaba karşı açılmış davanın sonucunu kestirmek mümkün olmadığından beyan etmeme halinde vergi tutarında bir cezayı söz konusu olacaktır. Olumlu yanı davada aleyhinize bir karar çıkmadıkça ödemeye zorlanamazsınız. 18. Dava kazanılırsa fazla ödenen tutar iade alınabilir mi? Evet. Faiziyle fazla ödediğiniz tutarı iade alabilirsiniz. 19. Ömür boyu yeniden değerlenerek verginin hesaplandığı matrah devam edecek Bir kez kesinleşecek matrah her yıl otomatik olarak yeniden değerleme oranında artarak kullanılacak. Bu nedenle bu konunun yargıya götürülmesi oldukça önemli. 20. Bir sürpriz de Emlak Vergisinde yaşanabilir Emlak Vergisi rayiç bedel üzerinden alınmaktadır. Bir başka vergi için belirlenen ve rayiç bedeli olduğu ifade edilen bu bedel çok büyük bir ihtimalle emlak vergisi için de kullanılacaktır. 21. Vergileme yöntemi değişebilir mi? Değişebilir. Bunun anlamı, portföy değeri 5 milyonu aşan gayrimenkul sahiplerinin tamamının vergi kapsamına alınmasıdır. İkinci aşamada, bu vergi bu şekliyle oturtulduğunda çok büyük bir ihtimalle böyle bir değişiklik yapılabilecektir. Usulsüzlük, vergi kanunlarının şekle ve usule ilişkin hükümlerine uyulmadan hareket edilmesidir VUK Vergi hukukunda usulsüzlük; “genel usulsüzlük” ve “özel usulsüzlük” olmak üzere iki kategoride cezalandırılmaktadır. Hangi fiillerin “genel usulsüzlük” hangi fiillerin “özel usulsüzlük” teşkil ettiği meydana gelen zararın büyüklüğüne göre Vergi Usul Kanunu’nda VUK belirlenmiş olup yazımızın ilerleyen bölümlerinde açıklanmıştır. Genel usulsüzlükler, birinci derece usulsüzlükler ve ikinci derece usulsüzlükler olmak üzere ikiye ayrılmaktadır. Örneğin, tutulması zorunlu defterlerden birinin tutulmamış olması birinci derecede genel usulsüzlük; veraset ve intikal vergisi beyannamelerinin süresinde verilmemesi ise ikinci derecede genel usulsüzlük olarak düzenlenmiştir. Özel usulsüzlük halleri ise Vergi Usul Kanunu’nun VUK 353. ile 355. maddeleri arasında düzenlenmiştir. Özel usulsüzlük cezası gerektiren fillere örnek olarak fatura veya serbest meslek makbuzu düzenlenmemesi veya verilmemesi gösterilebilir. 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’na göre usulsüzlük genel ve özel usulsüzlük, hukuki niteliği itibariyle kabahat olarak kabul edilmektedir. Usulsüzlük kabahati ile birlikte VUK’ta düzenlenen diğer kabahat ise, “Vergi Ziyaı” kabahatidir. Tüm vergi kabahatleri karşılığında sadece idari para cezası verilebilmektedir, kabahat fiili işleyen mükellefler aleyhine özgürlüğü kısıtlayıcı ceza verilemez. 1. Genel Usulsüzlük Cezası Gerektiren Haller Genel usulsüzlük, birinci ve ikinci derecede usulsüzlük olarak tasnif edilmiş; cezası ağır kabahatler birinci derecede usulsüzlük, cezası hafif kabahatler ise ikinci derecede usulsüzlük olarak değerlendirilmiştir. 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun VUK 352. maddesine göre genel usulsüzlük cezası kesilmesini gerektiren haller şunlardır A- Birinci derece usulsüzlükler Vergi ve harç beyannamelerinin süresinde verilmemiş olması, Bu kanuna göre tutulması mecburi olan defterlerden herhangi birinin tutulmamış olması, Defter kayıtlarının ve bunlarla ilgili vesikaların doğru bir vergi incelemesi yapılmasına imkan vermeyecek derecede noksan, usulsüz veya karışık olması, Çiftçiler tarafından VUK 245. madde hükmüne göre muhtar ve ihtiyar heyetlerince yapılan davete müddetinde icabet edilmemesi; VUK’un kayıt nizamına ait hükümlerine Madde 215 - 219 ile mükerrer madde 242 uyulmamış olması Her incelemede inceleme tarihine kadar aynı takvim yılı için tespit edilen usulsüzlükler tek fiil sayılır, İşe başlamanın zamanında bildirilmemesi; Tasdiki mecburi olan defterlerden hernangi birinin tasdik muamelesinin yaptırılmamış olması Kanuni sürenin sonundan başlıyarak 1 ay geçtikten sonra tasdik ettirilenler, tasdik ettirilmemiş sayılır., Diğer ücretler üzerinden alınan Gelir Vergisinde, tarh zamanı geçtiği halde verginin tarh ettirilmemiş olması, Ek 4/12/1985-3239/25 md. Veraset ve intikal vergisi beyannamesinin 342. maddenin ikinci fıkrasında belirtilen süre içerisinde verilmiş olması. B- İkinci derece usulsüzlükler Veraset ve intikal Vergisi Beyannamelerinin süresinin sonundan başlayarak VUK 342 . maddenin 1 inci fıkrasında belirtilen süre içinde verilmiş olması, Ekim ve sayım beyanlarının süresi içinde veya kanunda istenilen bilgileri ihtiva edecek doğru bir şekilde yapılmaması, Vergi kanunlarında yazılı bildirmelerin zamanında yapılmamış olması işe başlamayı bildirmek hariç, Vergi karnesinin süresinin sonundan başlayarak 15 gün geçtiği halde alınmamış olması, Tasdiki mecburi olan defterlerden herhangi birinin tasdik muamelesinin, süresinin sonundan başlayarak bir ay içinde yaptırılmış olması, Vergi beyannameleri, bildirimler, evrak ve vesikaların kanunen belli şekil ve muhteviyatı ve ekleri ile bunlarla ilgili olarak yapılan diğer düzenlemelere ilişkin hükümlere uyulmamış olması, Hesap veya muamelelerin doğruluk veya açıklığını bozmamak şartıyla bazı evrak ve vesikaların bulunmaması veya ibraz edilmemesi. 2. Özel Usulsüzlük Cezası Kesilmesini Gerektiren Haller Usulsüzlük cezaları içinde en ağır olanı özel usulsüzlük cezalarıdır. Özel usulsüzlük cezaları, her yıl Hazine ve Maliye Bakanlığı’nca ekonomik şartlar göz önüne alınarak yeniden belirlenmektedir. 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun VUK 353. maddesine göre özel usulsüzlük cezası kesilmesini gerektiren bazı haller şunlardır 1. Fatura, serbest meslek makbuzu vb. belgelerin verilmemesi, alınmaması veya bu belgelerin gerçek tutara aykırı düzenlenmesi Elektronik belge olarak düzenlenmesi gerekenler de dâhil olmak üzere, verilmesi ve alınması icabeden fatura, gider pusulası, müstahsil makbuzu ile serbest meslek makbuzlarının verilmemesi, alınmaması, düzenlenen bu belgelerde gerçek meblağdan farklı meblağlara yer verilmesi, bu belgelerin elektronik belge olarak düzenlenmesi gerekirken kâğıt olarak düzenlenmesi ya da bu VUK 227, 231 ve 234 üncü maddelerine göre hiç düzenlenmemiş sayılması halinde, her bir belge için bu belgelere yazılması gereken meblağın veya meblağ farkının %10’u nispetinde özel usulsüzlük cezası kesilir VUK 2. Perakende satış fişi, ödeme kaydedici cihazla verilen fiş, giriş ve yolcu taşıma bileti, sevk irsaliyesi, taşıma irsaliyesi, yolcu listesi, günlük müşteri listesi düzenlenmemesi veya usule aykırı düzenlenmesi Elektronik belge olarak düzenlenmesi gerekenler de dâhil olmak üzere, perakende satış fişi, ödeme kaydedici cihazla verilen fiş, giriş ve yolcu taşıma bileti, sevk irsaliyesi, taşıma irsaliyesi, yolcu listesi, günlük müşteri listesi ile Maliye Bakanlığınca düzenlenme zorunluluğu getirilen belgelerin; düzenlenmediğinin, kullanılmadığının, bulundurulmadığının, düzenlenen belgelerin aslı ile örneğinde farklı meblağlara yer verildiğinin, gerçeğe aykırı olarak düzenlendiğinin veya elektronik belge olarak düzenlenmesi gerekirken Maliye Bakanlığınca belirlenen zorunlu haller hariç olmak üzere kâğıt olarak düzenlendiğinin tespiti ya da bu belgelerin VUK 227. maddesine göre hiç düzenlenmemiş sayılması halinde özel usulsüzlük cezası kesilir VUK 3. Son tüketicilere kesilecek özel usulsüzlük cezası VUK 232. maddenin birinci fıkrasının 1 ila 5 numaralı bentlerinde sayılanlar dışında kalan kişilerin fatura, gider pusulası, müstahsil makbuzu, serbest meslek makbuzu, perakende satış fişi, ödeme kaydedici cihaz fişi ve giriş ve yolcu taşıma biletlerini almadıklarının tespit edilmesi halinde bunlara bu maddenin 2 numaralı bendinde belirtilen cezanın beşte biri kadar özel usulsüzlük cezası kesilir. Şu kadar ki, bu cezanın kesilebilmesi için, belge alınmadığına ilişkin tespitin vergi incelemesine yetkili olanlar tarafından yapılması şarttır. Maliye Bakanlığı Gelir İdaresi Başkanlığı, söz konusu tespiti vergi incelemesine yetkili olmayanlara da yaptırmaya yetkilidir. Bu hükmün uygulanmasında belge alınmadığına ilişkin tespit tutanağının belge almayana verilen örneği, ceza ihbarnamesi yerine geçer VUK 4. Defter ve kayıtların ibraz edilmemesi ve vergi levhasının alınmaması Günlük kasa defteri, günlük perakende satış ve hasılat defteri ile Maliye Bakanlığınca tutulma ve günü gününe kayıt edilme mecburiyeti getirilen defterlerin; işyerinde bulundurulmaması, bu defterlere yazılması gereken işlemlerin günü gününe deftere kayıt edilmemesi veya yoklama ve incelemeye yetkili olanlara istendiğinde ibraz edilmemesi halleri ile vergi kanunlarının uygulanması bakımından levha bulundurma veya asma zorunluluğu bulunan mükelleflerin bu zorunluluğa uymamaları halinde her tespit için özel usulsüzlük cezası kesilir VUK 5. Muhasebe standartlarına ve tek düzen hesap planına uymama VUK’a göre belirlenen muhasebe standartlarına, tek düzen hesap planına ve mali tablolara ilişkin usul ve esaslar ile muhasebeye yönelik bilgisayar programlarının üretilmesine ve kullanılmasına ilişkin kural ve standartlara uymayanlara özel usulsüzlük cezası kesilir VUK 6. Belge basımı ile ilgili matbaacılara kesilen özel usulsüzlük cezası Belge basımı ile ilgili bildirim görevini belirlenen sürede yerine getirmeyen ya da bildirimi eksik veya hatalı yapan matbaa işletmecilerine özel usulsüzlük cezası kesilir. Bildirim görevinin belirlenen sürede yerine getirilmemesi durumu ile bildirimin eksik veya hatalı yapılması durumunda kesilmesi gereken özel usulsüzlük cezası, bildirimin belirlenen sürenin sonundan başlayarak 30 gün içinde yapılması ya da eksik veya hatalı yapılan bildirimin aynı süre içerisinde tamamlanması veya düzeltilmesi durumunda 1/2 oranında uygulanır VUK 7. Belgelerin elektronik ortamda düzenlenmesi ve verilmesi zorunluğuna uyulmaması nedeniyle özel usulsüzlük cezası Maliye Bakanlığı’nın 509 sıra nolu Genel Tebliği’ne göre aşağıdaki kişiler tarafından belgeler elektronik ortamda düzenlenmediği veya verilmediği takdirde özel usulsüzlük cezası kesilir. Serbest meslek icra eden tüm avukatlar, mali müşavirler, bilirkişiler, doktorlar, mimarlar, mühendisler vb. kişiler serbest meslek makbuzlarını elektronik ortamda e-serbest meslek makbuzu şeklinde düzenlemelidir. e-Arşiv Fatura uygulamasına dahil olmayan mükelleflerin düzenleyeceği faturaların belli bir meblağı aşması halinde, söz konusu faturaların, “e-arşiv fatura” e-belge düzenleme portalı üzerinden elektronik düzenlenmesi gerekir. Sigorta, emeklilik ve reasürans şirketleri elktronik ortamda belge düzenlemelidir. Bankalar dekont belgesini e-belge olarak düzenlemelidir. Yetkili döviz kurumları döviz alım-satım vesikalarını elektronik ortamda düzenlemelidir. Akaryakıt istasyonları dahil EPDK’dan akaryakıt sektörü için lisans alan tüm mükellefler elekronik ortamda belge düzenlemelidir. Hal kayıt sistemi kapsamında sebze ve meyvelerin ticareti ile iştigal eden tüccar ve komisyoncular elektronik ortamda belge düzenlemelidir. ve ödemelerin banka veya benzeri finans kurumları aracılığıyla yapılması zorunluluğunun bulunduğu hallerde bu zorunluluğa uyulmaması özel usulsüzlük cezası kesilmesini gerektirir. vergisi ödenmemiş veya eksik ödenmiş kağıtları, vergi ve cezası tahsil edilmeden onaylayan veya örneklerini çıkarıp veren noterler aleyhine özel usulsüzlük cezası kesilmelidir VUK ve Maliye Bakanlığı’na veya vergi dairesine bilgi verme yükümlülüğü olduğu halde bilgi vermekten çekinenler özel usulsüzlük cezası ile cezalndırılırlar. Genel/Özel Usulsüzlük Cezasında İndirim ve Uzlaşma 1. Usulsüzlük Cezalarında İndirim İkmalen, resen veya idarece tarh edilen vergiyi veya vergi farkını ve usulsüzlük cezalarının yarısını ihbarnamelerin tebliğ tarihinden itibaren otuz gün içinde ilgili vergi dairesine başvurarak vadesinde veya 6183 sayılı Kanunda belirtilen türden teminat göstererek vadenin bitmesinden itibaren üç ay içinde ödeyeceğini bildirirse kesilen vergi ziyaı cezasının yarısı indirilir VUK 2. Usulsüzlük Cezalarında Uzlaşma Mükellefler ceza ihbarnamesinin tebliğ tarihinden itibaren 30 gün içinde uzlaşma komisyonuna başvurarak vergi için uzlaşma talebinde bulunabilirler. Genel ve özel usulsüzlük cezasında vergi idaresi ile mükellef arasında uzlaşma olması durumunda, mükellefe üzerinde uzlaşılan usulsüzlük cezalarının %75’ini, ödeme süreleri içinde öderse üzerinde uzlaşılan cezanın %25’i, indirilir. Uzlaşma sağlandığı takdirde, uzlaşma tutanağı vergi ziyaı cezaları ödeme zamanlarından önce ilgiliye tebliğ edilmişse kanuni ödeme zamanlarında; ödeme zamanları kısmen veya tamamen geçtikten sonra tebliğ edilmişse ödeme süreleri geçmiş olanlar uzlaşma tutanağının tebliğinden itibaren bir ay içinde ödenmelidir VUK m. Ek-8/1. Mükellef veya vergi sorumlusu ödeyeceğini bildirdiği genel ve özel usulsüzlük cezalarını yukarıda yazılı süre içinde ödemez veya dava konusu yaparsa bu madde hükmünden faydalandırılmaz 213 sayılı VUK Genel ve Özel Usulsüzlük Cezasına İtiraz ve İptal Davası 1. Doğrudan İptal Davası Açma Genel veya özel usulsüzlük cezalarına karşı, ceza ihbarmanesinin mükellefe tebliğinden itibaren 30 gün içinde iptal davası açılabilir. Usulsüzlük cezalarının iptali davasına bakmaya görevli mahkeme vergi mahkemesi olarak düzenlenmiştir. 2. İdari İtiraz Yolundan Sonra İptal Davası Açma Vergi cezalarında yapılan hatalar, bu kanunda vergi hataları için belli edilen usul ve şartlara göre düzeltilir. Vergi hatalarında düzeltme zamanaşımı olarak kabul edilen süre esasen hak düşürücü süredir. Bu süre vergiyi doğuran olayın doğduğu takvim yılını izleyen yılın başından başlamak üzere 5 yıldır. Usulsüzlük cezalarının idari yoldan düzeltilmesi için 5 yıllık süre içinde vergi dairesine başvurulmalıdır. Usulsüzlük cezalarındaki hatayı idari yoldan düzeltme yetkisi vergi dairesi müdürüne aittir. Mükellefin düzeltme talebi halinde, 30 günlük iptal davası açma süresinden düzeltme talep etmek için harcanan gün sayısının düşülmesi suretiyle dava açma süresi hesaplanır. 30 günlük iptal davası açma süresi içerisinde yapılan düzeltme başvuruları iptal davası açma süresini kendiliğinden durdurur. Örneğin, mükellefin 30 günlük iptal davası açma süresinin 14. gününde Vergi Dairesine başvurarak düzeltme isteminde bulunması halinde, Vergi Dairesi Müdürlüğü tarafından 30 gün içinde istemin reddedilmesi veya 60 gün içinde cevap verilmeyerek reddedilmiş sayılması halinde ret kararının mükellefe tebliği veya reddedilmiş sayılma gününden itibaren kalan 16 gün içinde Vergi Mahkemesinde iptal davası açması gerekir. 3. Uzlaşma Başvurusu Sonrasında İptal Davası Açma Mükellef veya ceza muhatabı, ceza ihbarnamesinin kendisine tebliği tarihinden itibaren 30 gün içinde uzlaşma talep ettiği usulsüzlük cezası için, ancak uzlaşma sağlanamadığı takdirde iptal davası açma yoluna gidebilir. Mükellef veya ceza muhatabı uzlaşma yoluna gittiği aynı usulsüzlük cezası için uzlaşma talebinden önce iptal davası açmışsa, açılan dava, uzlaşma işleminin sonuca bağlanmasından önce vergi mahkemelerince incelenmez; herhangi bir sebeple incelenir ve karara bağlanırsa bu karar hükümsüz sayılır. Uzlaşmanın sağlanması halinde mükellef, üzerinde uzlaşılan usulsüzlük cezasına karşı iptal davası açamaz. Uzlaşmanın sağlanamaması halinde mükellef veya ceza muhatabı; usulsüzlük cezasına karşı uzlaşmanın sağlanamadığına dair tutanağın kendisine tebliğinden itibaren genel hükümler dairesinde ve yetkili vergi mahkemesi nezdinde dava açabilir. Bu takdirde, uzlaşma sürecinde iptal davası açma süresi bitmiş veya 15 günden az kalmış ise bu süre tutanağın tebliği tarihinden itibaren 15 gün olarak uzar VUK Vergi mahkemelerinde, genel ve özel usulsüzlük cezasının iptali davasının açılması halinde, bu cezaların tahsil işlemi dava sonuna kadar durur İYUK Usulsüzlük cezalarının tahsilinin durdurulması için vergi mahkemesinden ayrıca yürütmenin durdurulması kararı alınmasına gerek yoktur, tahsil işlemleri kendiliğinden durmaktadır. Genel ve Özel Usulsüzlük Cezasında Zamanaşımı Aşağıdaki zamanaşımı süreleri geçtiği takdirde genel veya özel usulsüzlük cezaları kesilmez Özel usulsüzlük cezası, usulsüzlüğün yapıldığı yılı takip eden yılın birinci gününden başlayarak beş yıl geçmekle artık kesilemez VUK Genel usulsüzlük cezası, usulsüzlüğün yapıldığı yılı takip eden yılın birinci gününden başlıyarak iki yıl geçmekle kesilemez. VUK Ancak VUK gereğince vergi ziyaı cezası ile usulsüzlüğün birleşmesi halinde kesilecek ceza, vergi ziyaı cezası için belli edilen zamanaşımı süresi içinde kesilir. Bu süreler içinde ceza ihbarnamesi tebliğ edilmekle zamanaşımı kesilmiş olur. Usulsüzlük Cezaları ile Vergi Ziyaı Cezası İçtima İlişkisi 1. Özel Usulsüzlük ile Vergi Ziyaı Cezası Özel usulsüzlük cezası gerektiren fiiller sonucunda vergi ziyaı da meydana geldiği takdirde bu ziyaın gerektirdiği vergi cezaları ayrıca kesilir ve özel usulsüzlük cezası ile vergi ziyaı cezası arasında VUK içtima hükmü uygulanmaz. Yani, bir fiil vergi kaybına yol açtığı takdirde, hem özel usulsüzlük cezası hem de vergi ziyaı cezası kesilebilir VUK 353/son. 2. Genel Usulsüzlük ve Vergi Ziyaı Cezası Tek bir fiil ile vergi ziyaı ve genel usulsüzlük cezası VUK gerektiren kabahat birlikte işlenmiş olursa bunlara ait cezalardan sadece miktar itibariyle en ağırı kesilir. Genel usulsüzlük cezası kesilen bir fiil ile vergi ziyaına da sebebiyet verildiği sonradan anlaşıldığı takdirde, evvelce usulsüzlük cezası kesilmiş olması, bu cezanın ziyaa uğratılanvergiden dolayı kesilmesi gereken vergi ziyaı cezası ile mukayesesine ve eksik kesilen cezanın tamamlanmasına engel değildir VUK Sonuç itibariyle aynı anda genel usulsüzlük cezası ile vergi ziyaı cezası gerektiren bir fiil işlendiğinde mükellefe veya vergi sorumlusuna tek ceza kesilecektir. Ayrı ayrı yapılmış olan vergi ziyaı veya usulsüzlük fiillerinden dolayı ayrı ayrı ceza kesilir. Şu kadar ki, VUK 352. maddede yazılı usulsüzlüklerden genel usulsüzlük, aynı takvim yılı içinde aynı neviden birden fazla yapıldığı takdirde birden fazlasının herbiri için, birincisine ait cezanın dörtte biri kesilir. Aynı nevi usulsüzlükten genel usulsüzlük maksat, fiillerin VUK 352. maddede gösterilen derece ve fıkralar itibariyle yekdiğerine mutabakatıdır VUK Vergi Usul Kanunu’nda yazılı genel ve özel usulsüzlük cezaları ile VUK ve diğer kanunlarda yazılı cezalar, içtima ve tekerrür hükümleri bakımından birleştirilemez. Vergi cezasıyla cezalandırılan fiiller, aynı zamanda VUK göre suç teşkil ettiği takdirde vergi cezası kesilmesi, VUK göre savcılıkça suç soruşturması yapılmasına enngel değildir VUK Genel ve Özel Usulsüzlük Cezasında Tekerrür Ceza hukukunda tekerrür, daha önce işlenen bir suçun cezası kesinleştikten sonra belli bir süre içinde ikinci bir suç işlenmesidir. Ceza hukukundaki tekerrür şartları ile genel ve özel usulsüzlük cezasında tekerrür şartları, süre veya nitelik bakımından farklılıklar bulunmaktadır. Genel ve özel usulsüzlük cezasında gerçek veya tüzel kişilere tekerrür hükümlerinin uygulanabilmesi için şu şartların bir arada gerçekleşmesi gerekir Mükellef veya vergi sorumlusu daha önce genel veya özel usulsüzlük kabahatine sebebiyet vermekten cezalandırılmalı ve bu ceza kesinleşmelidir. Usulsüzlük cezasının ödenmiş olması şart değildir. Kesinleşen önceki vergi cezası ile tekerrür hükümleri uygulanacak sonraki vergi cezasının aynı türde olması gerekir. Yani, her iki cezanın da “usulsüzlük cezası” olması gerekir. Diğer vergi cezaları ile usulsüzlük cezası arasında tekerrür hükümleri uygulanamaz. Genel veya özel sulsüzlükte cezanın kesinleştiği tarihi izleyen günden itibaren ikinci yılın isabet ettiği takvim yılının sonuna kadar tekrar ceza kesilmelidir.. Örneğin, genel veya özel usulsüzlük ceası kesilen ve cezası tarihinde kesinleşen bir mükellef açısından tekerrür hükümlerinin uygulanabilmesi için, ikinci yıl tarihi olup bu takvim yılının sonu da olacaktır. Yani, mükellef hakkında ilk usulsüzlük cezasının kesinleşme tarihi olan tarihi ile tarihleri arasında yeniden genel veya özel usulsüzlük cezası kesilirse, tekerrür hükümleri uygulanacaktır. Kesilen ilk cezanın özel veya genel usulsüzlük, ikinci cezanın genel veya özel usulsüzlük olması tekerrür hükümleri açısından Genel veya özel usulsüzlük cezasında tekerrür halinde usulsüzlük cezası %25 yüzde yirmibeş oranında artırılmak suretiyle uygulanır. Şu kadar ki, artırım tutarı kesinleşen cezadan kesinleşen birden fazla ceza olması durumunda bunlardan tutar itibarıyla en yükseğinden fazla olamaz. Tekerrüre esas iki yıllık sürelerin hesabında, artırıma esas alınan cezaların kesinleşme tarihi dikkate alınır VUK Özel Usulsüzlük Cezası İptal Davası Danıştay Kararları Kapanan Şirketin Temsilcisi Özel Usulsüzlük Cezasından Sorumludur 670 sayılı KHK ile 24/08/2016 tarihinde ticaret sicilinden re’sen silinen şirketin kanuni temsilcisi olan davacı adına, şirketin 2013 yılı işlemlerinin incelenmesi sonucu düzenlenen ve gerçek hizmet satış bedelinden düşük tutarlarda fatura düzenleyerek kayıt dışı hasılat elde ettiği yolundaki saptamaları içeren vergi inceleme raporu doğrultusunda, 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 17. maddesine eklenen 9. fıkrası uyarınca kanuni temsilci sıfatıyla 2013 yılı için üç kat vergi ziyaı cezalı kurumlar vergisi salındığı ve 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 353. maddesinin 1. bendi uyarınca uyarınca özel usulsüzlük cezası kesildiği anlaşılmaktadır. Bir şirketin borçlu kılınabilmesi ancak tüzel kişilik kazandığı tarih ile bu kişiliğin sona erdiği tarih arasındaki zaman diliminde olanaklıdır. Türk Ticaret Kanunu hükümlerine göre şirketlerin tüzel kişilikleri ticaret sicilinden silinmesiyle sona ermektedir. Ticaret silicilinden kaydı silinen ve hukuksal varlığı sona eren bir kurumun bu tarihten sonra haklara sahip olması, borçlu kılınması, temsili, yargı yerlerinden koruma istemesi mümkün değildir. Bu nedenle tasfiye edilerek tüzel kişilikleri sona eren kurumlar vergisi mükellefleri adına, tasfiyeye giriş tarihinden önceki dönemlerle ilgili olsa dahi vergilendirme yapılması mümkün bulunmamaktadır. Tüzel kişiliği sona eren ve bu nedenle borçlandırılmasına hukuken imkan bulunmayan kurumların hukuksal varlığının devam ettiği dönemlere ait olup, ikmalen veya re’sen tarhı gereken vergi ve kesilecek cezalardan sorumlu tutulacaklar konusundaki hukuki boşluk, 5520 sayılı Kanun’un 17. maddesine eklenen ve yukarıda kuralına yer verilen 9. fıkra ile giderilmiştir. Buna göre; tüzel kişi kanuni temsilcisinin tasfiyesi tamamlanmış ve ticaret sicilinden kaydı silinmiş tüzel kişiler adına 03/07/2009 tarihinden itibaren yapılacak tasfiyeye giriş tarihinden önceki dönemlere ilişkin tarhiyatların muhatabı olabileceği, başka bir ifadeyle söz konusu tarhiyatların müteselsilen sorumlu olmak üzere kanuni temsilcilerden biri adına yapılabileceği açıktır. Yukarıda yer verilen yasal düzenlemeler uyarınca, tarhiyatın doğrudan kanuni temsilciler adına yapılabilmesi, asıl mükellefin tasfiye edilmesi ve tüzel kişiliğinin ticaret sicilinden silinmiş olması koşuluna bağlanmıştır. Tasfiye ve iflas hallerinde ticaret şirketlerinin mükellefiyetlerinin sona erdirilmesinde süreç; Türk Ticaret Kanunu ve Kurumlar Vergisi Kanunundaki işlemler yerine getirilerek, tasfiye edilme veya iflasın kapanması tescil ve ilan edildikten sonra, tüzel kişiliğin ticaret sicili kayıtlarından terkin edilmesiyle gerçekleşmektedir. Ancak davacının kanuni temsilcisi olduğu … Eğitim İşletmeleri Anonim Şirketi’nin 670 sayılı KHK ile 24/08/2016 tarihinde ticaret sicil kaydının re’sen silindiği, yani 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 17. maddesinin 9. fıkrasında yer verilen tasfiye süreci takip edilerek tasfiyesinin sonlandırılmadığı görülmektedir. Bu durumda, tasfiyeye girmeksizin 670 sayılı KHK kapsamında ticaret sicil kaydı re’sen silinen şirket kanuni temsilcisi adına 5520 sayılı Kanun’un 17. maddesinin 9. fıkrasında öngörülen tasfiye koşulu gerçekleşmediği dikkate alındığında vergi salınıp ceza kesilmesi hukuka uygun düşmediğinden, Vergi Mahkemesi kararının üç kat vergi ziyaı cezalı kurumlar vergisi yönünden davanın reddine ilişkin hüküm fıkrasına yöneltilen istinaf başvurusunun reddine dair Vergi Dava Dairesi kararının değinilen hüküm fıkrası yönünden bozulması ve davalı idarenin temyiz isteminin bu nedenle reddi gerekmiştir. Nitekim Yasa Koyucu tarafından, 5520 sayılı Kanun’un 17. maddesinin 9. fıkrası kapsamına girmeyen tüzel kişilerin tüzel kişiliklerinin veya tüzel kişiliği olmayan teşekküllerin sona ermesi halinde, sona erme tarihinden önceki dönemlere ilişkin her türlü, vergi tarhiyatı ve ceza kesme işleminde uygulanacak düzenleme eksikliği, 213 sayılı Vergi Usul Kanun’nun 10. maddesine 7103 sayılı Kanun’un 9. maddesi ile eklenen 21/03/2018 tarihinde yürürlüğe giren fıkra ile giderilmiştir Danıştay - Karar 2021/4742. Sahte veya Muhteviyatı İtibarıyla Yanıltıcı Belge Kullanılması ve Özel Usulsüzlük Cezası Davacı adına, 2011 yılında emtia alımlarının bir kısmını sahte faturalarla belgelendirmesi nedeniyle dava konusu tarhiyatın yapıldığı ve 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 353. maddesinin 1. bendi gereğince özel usulsüzlük cezası kesildiği anlaşılmıştır. 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 353. maddesinin 1. fıkrasında verilmesi ve alınması icap eden fatura, gider pusulası, müstahsil makbuzu ile serbest meslek makbuzlarının verilmemesi, alınmaması veya düzenlenen bu belgelerde gerçek meblağdan farklı meblağlara yer verilmesi halinde; bu belgeleri düzenlemek ve almak zorunda olanların her birine, her bir belge için bu belgelere yazılması gereken meblağın veya meblağ farkının %10’u nispetinde özel usulsüzlük cezası kesileceği hükme bağlanmıştır. Yukarıda değinilen madde, fatura veya benzeri belge verilmemesi, alınmaması ve diğer şekil ve usul hükümlerine uyulmamasına ilişkin özel usulsüzlükler ve cezalarını düzenlemektedir. Sözü edilen maddede öngörülen bu düzenleme ile mükelleflerin vergilendirme işlemlerinin kayıt ve belge düzenine uygun yürütülmesinin sağlanması amaçlanmıştır. Emtia alımlarının sahte veya muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı faturalarla belgelendirilmesi, 213 sayılı Yasanın 353. maddesinin 1. bendinde özel usulsüzlük cezası kesilmesi gereken eylemler arasında gösterilmediği için kesilen ceza, maddenin öngörülüş amacına uygun düşmediğinden, Vergi Mahkemesi kararının; özel usulsüzlük cezasının yazılı gerekçeyle kaldırılmasına ilişkin hüküm fıkrasına yöneltilen istinaf başvurusunun reddine dair Vergi Dava Dairesi kararında sonucu itibarıyla hukuka aykırılık görülmemiştir Danıştay 3. Daire -Karar 2021/4390. Gayrimenkul Alım Satımında Özel Usulsüzlük Cezası Dava konusu istem Davacı adına, gayrimenkul satışı ve kiralanmasından ticari kazanç elde edildiği ve bu kazancın beyan dışı bırakıldığından bahisle düzenlenen vergi inceleme raporuna istinaden 2011 yılı için re’sen tarh edilen gelir vergisi, verginin bir katı tutarında kesilen vergi ziyaı cezası ile aynı yıl için 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 353. maddesinin 1 numaralı fıkrası uyarınca kesilen özel usulsüzlük cezasının kaldırılması istemiyle dava açılmıştır. Vergi Mahkemesinin … tarih ve E…, K… sayılı kararı Uyuşmazlıkta, davacının 2007 yılında alıp 2011 yılında sattığı iki mesken ile 2009 yılında alıp 2010 yılında sattığı bir mesken ve 2007 yılında alıp 2010 yılında sattığı bir iş yerinin bulunması ve 2006 yılında aldığı mesken ile 2008 yılında aldığı iş yerinin satılmamış olması karşısında gayrimenkul alım satım işinin davacının mutat işi olmadığı, arızi olarak yapıldığı sonucuna varılmıştır. Bu durumda, ihtilaflı dönemde davacının ticari kazanç elde ettiğinden bahisle vergilendirilmesi mümkün bulunmadığından, dava konusu cezalı tarhiyatta hukuka uygunluk görülmemiştir. Diğer taraftan, 213 sayılı Kanun’un 353. maddesinin 1 numaralı fıkrasının uygulanmasını gerekli kılan koşullar gerçekleşmediğinden ve hesap döneminin kapanmasından sonra düzenlenen vergi inceleme raporuna dayanılarak ceza kesilmesi maddenin öngörülüş amacına uygun düşmediğinden, kesilen özel usulsüzlük cezasında da hukuka uygunluk görülmemiştir. Vergi Mahkemesi bu gerekçeyle cezalı tarhiyatı ve kesilen özel usulsüzlük cezasını kaldırmıştır. Davalının temyiz istemini inceleyen Danıştay Üçüncü Dairesinin 26/03/2018 tarih ve E2016/3959, K2018/1574 sayılı kararı Gayrimenkul alım satımının, şekli ve maddi şartları ile kurulmuş bir ticari organizasyon içinde yapıldığında ticari faaliyetin unsuru sayılacağı açıktır. Ticari organizasyonun şekli ve maddi unsurları ile açıkça belli olmadığı hallerde faaliyetin devamlılık kastı ve niyeti ile yapıldığını belirleyen objektif ölçü, muamelelerin çokluğudur. Muamelenin çokluğu, gayrimenkullerin aynı yıl içinde birden fazla veya takip eden birden fazla takvim yılında art arda alınması veya satılmasıdır. Tapuda ayrı bağımsız bölümler olarak tescil edilmiş her taşınmazın alım ve satımı, ayrı ve bağımsız işlemler olup aynı takvim yılında birden fazla bağımsız bölüm alınması ve satılması sürekliliğin göstergesidir. Uyuşmazlığa konu taşınmazların alım-satım tarihleri dikkate alındığında, anılan faaliyetin devamlılık arzettiği ve ticari amaç taşıdığı sonucuna varıldığından, söz konusu faaliyetin ve 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun 70. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, elde edilen kira gelirinin ticari kazanç kapsamında değerlendirilmesi gerekmektedir. Açıklanan nedenlerle, temyize konu kararın, cezalı tarhiyatın kaldırılmasına ilişkin hüküm fıkrasının yeniden bir karar verilmek üzere bozulması gerekmiştir. Vergi mahkemesince, bozma üzerine verilecek kararda matrahın hesaplanma yönteminin hukuka uygun olup olmadığı yönünden değerlendirme yapılacağı tabiidir. Diğer taraftan, gayrimenkul alım satımı faaliyetinde bulunduğu halde elde ettiği hasılatı için fatura düzenlemediğinden bahisle davacı adına özel usulsüzlük cezası kesilmiş ise de, 213 sayılı Kanun’un 353. maddesinde öngörülen özel usulsüzlük cezası, fatura düzenlemesi gerektiği halde düzenlemeyen vergi mükellefleri adına kesilebilecektir. Mükellefiyet kaydı bulunmayan ve bu faaliyetini vergi dairesinin bilgisi dışında bıraktığı saptanan davacı tarafından belge basım izni alınması ve fatura bastırılması mümkün olmadığından, bu faaliyet nedeniyle fatura düzenlenmesi zorunluluğundan da söz durumda, kesilen özel usulsüzlük cezasında hukuka uygunluk, vergi mahkemesi kararının cezanın kaldırılmasına ilişkin hüküm fıkrasında ise sonucu itibarıyla hukuka aykırılık görülmemiştir. Daire bu gerekçeyle kararın, cezalı tarhiyatın kaldırılmasına ilişkin hüküm fıkrasını bozmuş; özel usulsüzlük cezasının kaldırılmasına ilişkin hüküm fıkrasına yöneltilen temyiz istemini reddetmiştir. Daire, davalının karar düzeltme istemini de reddetmiştir. Vergi Mahkemesinin … tarih ve E…, K… sayılı ısrar kararının ONANMASINA, karar verilmiştir. VDDGK-Esas 2020/15, Karar 2021/1246. Vergi Ceza İhbarnamesiyle Tebliğ Edilmeyen İnceleme Raporunun Tebliği 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 34. maddesinde, ikmalen ve re’sen tarh edilen vergilerin ihbarname ile ilgililere tebliğ olunacağı, 35. maddesinde de, takdir komisyonunun kararı üzerine tarh edilen vergilerde kararın ve re’sen takdiri gerektiren inceleme raporunun birer suretinin ihbarnameye ekleneceği, ceza ihbarnamesinin içeriğini düzenleyen 366. maddesinde de cezayı gerektiren olayın tesbitine dair tutanak sureti ile inceleme raporunun birer örneğinin ihbarnameye bağlanacağı, 140 ve 141. maddelerinde vergi incelemesine başlanıldığı hususunu içeren bir tutanak ve inceleme bitince de, bunun yapıldığını gösteren bir vesikanın nezdinde inceleme yapılana verileceği ve inceleme esnasında lüzum görülen hallerde, vergilendirme ile ilgili olaylar ve hesap durumlarının ayrıca tutanaklar ile tesbit ve tevsik olunabileceği, ilgililerin itiraz ve mülahazaları varsa bunların da tutanağa geçirilmesi suretiyle tutanakların bir nüshasının mükellefe veya nezdinde inceleme yapılan kimseye bırakılmasının mecburi olduğu, 108. maddesinde ise tebliğ olunan vesikaların, esasa müessir olmayan şekil hatalarından dolayı hukuki kıymetlerini kaybetmeyecekleri, ihbarnamede sadece mükellefin adının, verginin nev’inin veya miktarının ve vergi mahkemesinde dava açma süresinin hiç yazılmamış olmasının veya ihbarnamenin görevli bir makam tarafından düzenlenmemiş olmasının ihbarnameyi hükümsüz kılacağı kuralına yer verilmiştir. Davacı adına re’sen salınan üç kat vergi ziyaı cezalı katma değer vergisi, dayanağı vergi inceleme raporunun ihbarname ekinde tebliğ edilmemesinin esasa etkili bir şekil hatası olduğu ve davacının savunma hakkını kısıtladığı gerekçesiyle kaldırılmış ise de yukarıda yer verilen düzenlemeler; verginin tarhının, cezanın kesilmesinin, bunları duyuran ihbarnamelerden ve tebliğinden ayrılığını göstermektedir. İhbarnameye eklenmesi gereken takdir komisyonu kararının ve vergi inceleme raporunun ihbarname ile birlikte tebliğ edilmemesi, ihbarnamenin tebliğ tarihine göre süresinde açılan bir davada vergilendirmeyi hükümsüz kılacak bir hukuka aykırılık oluşturmayacağı gibi, ihbarnamenin değil, tebliğinin tam yapılmadığının kabulünü gerektireceğinden, ancak dava açılması için öngörülen sürenin işlemesini başlatmayan bir neden oluşturur. Bu durumda, süresinde açılmış bir davanın incelenmesi sırasında inceleme raporunun ihbarnameye eklenmediğinin dosyada bulunan herhangi bir kanıtın varlığı sebebiyle kabul edilmesi halinde, davanın; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 16. maddesinin 5. fıkrası uyarınca dava dosyasına idare tarafından sunulacak olan inceleme raporunun davacıya tebliğinden sonra aynı Kanun’un 21. maddesi de gözetilerek incelenmesi olanaklı olduğundan, söz konusu ihbarnamenin usul yönünden hukuka uygun olmadığı gerekçesiyle cezalı verginin kaldırılması yolunda verilen Vergi Dava Dairesi kararının değinilen hüküm fıkrasında hukuka uygunluk görülmemiştir. Dava konusu özel usulsüzlük cezasının; indirime konu edilen sahte fatura tutarları üzerinden hesaplandığı dikkate alındığında, yukarıda sözü edilen matrah unsuru bakımından yapılacak yargılama neticesine göre bir karar verilmek üzere özel usulsüzlük cezasının kaldırılmasına ilişkin hüküm fıkrasının da bozulması gerekmiştir. Öte yandan, bozma kararı üzerine verilecek kararda, vergi ziyaı cezasının tekerrür hükümleri uygulanmak suretiyle artırılan kısmı hakkında da değerlendirme yapılarak hüküm kurulacağı tabidir Danıştay 3. Daire - Esas 2018/861, Karar 2021/864. Şirket Kanuni Temsilcisinin Usulsüzlük Cezalarından Sorumluluğu Davacı adına, asıl borçlu … Petrol Ürünleri Pazarlama Ticaret Limited Şirketi’nden alınamayan 2000 ve 2001 yıllarının muhtelif dönemlerine ait kurumlar vergisi, gelir stopaj vergisi, katma değer vergisi, özel usulsüzlük cezası, vergi ziyaı cezası ve ferilerinden oluşan kamu alacağının tahsili amacıyla kanuni temsilci sıfatıyla düzenlenen … tarih ve … ila … takip numaralı ödeme emirlerinin iptali istemine ilişkindir. Davacı adına, asıl borçlu şirketten alınamayan 2000 ve 2001 yıllarının muhtelif dönemlerine ait kamu alacağının tahsili amacıyla kanuni temsilci sıfatıyla dava konusu ödeme emirleri düzenlenmiştir. 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 10. maddesinde, tüzel kişilerin mükellef veya vergi sorumlusu olmaları halinde bunlara düşen ödevlerin kanuni temsilcileri tarafından yerine getirileceği, temsilcilerin bu ödevleri yerine getirmemeleri yüzünden mükelleflerin veya vergi sorumlularının varlığından tamamen veya kısmen alınamayan vergi veya buna bağlı alacakların, kanuni ödevlerini yerine getirmeyenlerin varlıklarından alınacağı kurala bağlanmıştır. 19/04/1998 tarihli Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde ilan edilen ortaklar kurulu kararıyla yeni bir karar alınıncaya kadar davacının ilk beş yıl için şirket müdürü olarak seçildiği, 29/06/1999 tarihli Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde ise asıl borçlu şirkete beş yıl için kanuni temsilci olarak atandığı hususu ilan edilmiş olup davacının sözü edilen şahsın kanuni temsilci seçildiği tarih itibarıyla kanuni temsilcilik sıfatının sona erdiği, ödeme emirleri içeriği kamu alacaklarının ise davacının kanuni temsilcilikten ayrıldığı tarihten sonrasına ilişkin olduğu anlaşıldığından adına kanuni temsilci sıfatıyla ödeme emri düzenlenmesinde hukuka uygunluk bulunmadığından, dava konusu ödeme emirlerini yazılı gerekçeyle iptal eden Vergi Mahkemesi kararına yöneltilen istinaf başvurusunun reddi yolundaki kararda sonucu itibarıyla hukuka aykırılık görülmemiştir. Danıştay - Karar 2021/3055. Ususlsüzlük Cezalarının Şirket Ortaklarından Tahsili Usulü … Kimya Yağ Sanayi Ticaret Limited Şirketinin 2009 yılı muhtelif dönemlerine ilişkin katma değer ve özel tüketim vergileri, gecikme faizi, özel usulsüzlük cezası, vergi ziyaı cezası ve yargı harcından oluşan TL tutarındaki borcun tahsili amacıyla şirkete ait iki adet araç ile muhtelif menkullere haciz konulmuş, bunların borcu karşılamaya yetmeyeceğinin anlaşıldığından bahisle de davacı adına şirket ortağı sıfatıyla ödeme emirleri düzenlenmiştir. 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un “Limited şirketlerin amme borçları” başlıklı 35. maddesinde, limited şirket ortaklarının, şirketten tamamen ve kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacağından sermaye hisseleri oranında doğrudan doğruya sorumlu olacakları ve bu Kanun hükümleri gereğince takibe tabi tutulacakları hükme bağlanmıştır. Belirtilen hükümlere göre, şirket ortağının şirket borcundan dolayı takip edilebilmesi için öncelikle usulüne uygun olarak asıl borçlu şirket hakkında kesinleşmiş bir vergi borcunun bulunması ve usulüne uygun tüm takip yollarının tüketilmesine karşın, borcun tüzel kişiliğin varlığından tamamen veya kısmen tahsil edilememesi veya tahsil edilemeyeceğinin anlaşılması gerekmektedir. Öte yandan, 6183 sayılı Kanun’un “Kanundaki terimler” başlıklı 3. maddesinde, tahsil edilemeyen amme alacağı teriminin, amme borçlusunun bu Kanun hükümlerine göre yapılan mal varlığı araştırması sonucunda haczi kabil herhangi bir mal varlığının bulunmaması, haczedilen mal varlığının satılarak paraya çevrilmesine rağmen satış bedelinin amme alacağını karşılamaması gibi nedenlerle tahsil edilemeyen amme alacaklarını; tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacağı teriminin, amme borçlusunun haczedilen mal varlığına bu Kanun hükümlerine göre biçilen değerlerin amme alacağını karşılayamayacağının veya hakkında iflas kararı verilen amme borçlusundan aranılan amme alacağının iflas masasından tahsil edilemeyeceğinin anlaşılması gibi nedenlerle tahsil dairelerince yürütülen takip muamelelerinin herhangi bir aşamasında amme borçlusundan tahsil edilemeyeceği ortaya çıkan amme alacaklarını ifade ettiği belirtilmiştir. Yukarıda yer verilen yasal düzenlemelerin birlikte değerlendirilmesinden; şirket borçlarından dolayı şirket ortaklarına başvurulabilmesi için öncelikle borcun şirket adına kesinleştirilmesi ve şirketin malvarlığından kısmen ya da tamamen tahsil edilememesi veya edilemeyeceğinin anlaşıldığının ortaya konulması gerekmektedir. Dava dosyasındaki bilgi ve belgelerin incelenmesinden, asıl borçlu şirketten alacağın tahsiline ilişkin işlemlerin usulüne uygun yürütülmesi suretiyle yapılan malvarlığı araştırması neticesinde, şirkete ait menkul mallar ile araçların vergi borçlarını karşılamaya yetmeyeceği anlaşıldığından, amme alacağının tahsilini teminen, şirket ortağı sıfatıyla düzenlenen ödeme emirlerinin yukarıda hükmüne yer verilen maddelerde sayılan koşulları sağlayıp sağlamadığının değerlendirilmesi suretiyle karar verilmek üzere temyize konu kararın bozulması gerekmiştir Danıştay 7. Dairesi - Karar 2021/2153. İstanbul Avukat Baran Doğan Hukuk Bürosu UYARI Web sitemizdeki tüm makale ve içeriklerin telif hakkı Av. Baran Doğan’a aittir. Tüm makaleler hak sahipliğinin tescili amacıyla elektronik imzalı zaman damgalıdır. Sitemizdeki makalelerin kopyalanarak veya özetlenerek izinsiz bir şekilde başka web sitelerinde yayınlanması halinde hukuki ve cezai işlem yapılacaktır. Avukat meslektaşların makale içeriklerini dava dilekçelerinde kullanması serbesttir. Makale Yazarlığı İçin Avukat veya akademisyenler hukuk makalelerini özgeçmişleri ile birlikte yayımlanmak üzere avukatbd adresine gönderebilirler. Makale yazımında konu sınırlaması yoktur. Makalelerin uygulamaya yönelik bir perspektifle hazırlanması rica olunur.

emlak vergisi takdir komisyonu kararına itiraz dilekçesi örneği